
Şarap üretimi ile “boşluk” felsefesi arasındaki ilişki yalnızca sabır ya da bekleme meselesi değildir. Daha derinde, eksilmenin ya da geri çekilmenin yaratıcı bir eylem olmasıyla ilgilidir. Bağda verdiğimiz her karar, biraz geri çekilmeyi gerektirir. Her müdahale aynı zamanda bir vazgeçiştir. Zamanın yavaşladığı, belirsizliğin yoğunlaştığı o aralıklar ise üretimin en görünmez ama en verimli anlarıdır.
Borges’in dünyasında anlam çoğu zaman fazlalıkta değil, eksiltmede belirir. Hikayeler, okura bırakılan boşluklar sayesinde derinleşir; söylenmeyen, söylenenden daha uzun yaşar. Bağ da insana benzer bir hakikati öğretir: her şeyi koruyarak değil, bazı şeylerden vazgeçerek olgunlaşırsın. Bağda ilk ders şudur: her salkım kalamaz. Budama yapılır. Verim düşürülür. Fazlalık alınır. Ama bu bir kayıp değildir; karakterin ortaya çıkışıdır. Borges’in Babil Kitaplığı öyküsünde anlattığı gibi, her şeyin mümkün olduğu bir evrende anlam kaybolur. Sonsuz kitaplık bilgi değil, sessizlik üretir. Çünkü seçilmeyen hiçbir şeyin değeri yoktur.
Şarap da böyle doğar. Üzüm her şeyi olmak ister: şeker, asit, aroma, gövde, renk. Ama şarap bunların en çok olduğu yerde değil, dengede olduğu yerde ortaya çıkar. Denge ise her zaman bir boşluk bırakmayı gerektirir: biraz daha az verim, biraz daha az müdahale, biraz daha fazla zaman.
Alef’te anlatıcı evrenin tamamını tek bir noktada görür. Her şey aynı anda görünür hale gelir. Ama bu bir aydınlanma değil, neredeyse bir felçtir. Çünkü her şeyin aynı anda mevcut olduğu yerde seçim mümkün değildir.
Oysa iyi bir şarap seçilmiş olandır. Vazgeçilmiş olandır. Geri çekilmiş olandır. Bağcı bunu sezgisel olarak bilir.
Fermantasyon sırasında üretici bekler. Maya çalışırken insan geri çekilir. Tankın içinde görünmez bir dönüşüm olur. Şeker kaybolur, alkol doğar. Üzüm kaybolur, şarap ortaya çıkar. Bu süreç aynı anda hem tamamlanma hem de eksilme sürecidir.
Borges’in kısa metni Borges ve Ben tam da bunu anlatır: benlik ortadan çekildikçe başka bir şey konuşmaya başlar. Yazarı yazan bir başka katman vardır. Şarapta da üreticiyi üreten bir süreç vardır. Terroir konuşur. İklim konuşur. Zaman konuşur. İnsan sadece aradan çekilmeyi öğrenir.
Modern hayat boşluktan korkar. Her sessizlik doldurulur. Her bekleyiş hızlandırılır. Her duraksama verimsizlik sayılır. Oysa bağda duraksama üretimin bir parçasıdır. Fıçıdaki zaman bir eksiklik değil, bir oluşum alanıdır. Beklemek burada pasif değil, etkin bir eylemdir. Fazlalık güven verebilir ama derinlik eksiltmeden doğar. Çünkü Bağcı fazlalığı değil özü korur. İyi şarap her salkımı tutarak değil, bazılarını feda ederek yapılır. İnsan da derinliğini vazgeçebildikleriyle kurar.
Unutmayın ki sevgili dostlar, önce her şey bir gaz bulutuydu:) Yaşam boşluktan doğdu. Ama Boşluk asla yokluk değildir, görünmeyen hareketin alanıdır. 🍷
Yorum bırakın